Gözden kaçırmayın

Minik Öğrencilerden Yaratıcı Okuma Projesi: Kitaplarını Resimlere DönüştürdülerMinik Öğrencilerden Yaratıcı Okuma Projesi: Kitaplarını Resimlere Dönüştürdüler

Konya, binlerce yıllık tarihiyle Anadolu'nun kültürel hazinelerini barındırıyor. Bu kadim şehirde, Selçuklu döneminden kalma taş değirmenler, asırlık buğday ve haşhaş işleme geleneğini yaşatmaya devam ediyor. Özellikle "Yat Geber" adı verilen geleneksel kış sofraları, bu mirasın en canlı tanıklarından biri olarak öne çıkıyor.


Tarihin Değirmen Taşlarında Öğütülen Lezzet
Konya'nın 11. yüzyılda Selçuklu Devleti'ne başkentlik yapması, şehrin tarım ürünlerinin işlenmesi ve ticareti için ideal bir merkez haline gelmesini sağladı. Bu dönemde inşa edilen geleneksel taş değirmenler, buğdayın en doğal yöntemlerle öğütülmesinde kilit rol oynadı. Anadolu'nun pek çok yerinde olduğu gibi Konya'da da bu değirmenler, buğdayı una dönüştürürken aynı zamanda bir kültürün devamlılığını sağladı. Doğubayazıt'ta günde 20 ton buğday öğüten değirmenler ve Adana Kozan'da geleneksel değirmen unundan yapılan ekmeklerin lezzeti, bu geleneğin Anadolu'daki yaygınlığını gösteriyor.


Yat Geber Sofralarında Haşhaşlı Bulgur Geleneği
Konya'ya özgü "Yat Geber" veya "Yat Geberlik" adı verilen geleneksel kış sofraları, buğday ve haşhaş geleneğinin sosyal bağlamdaki yerini ortaya koyuyor. Yatmadan önce kurulan bu zengin sofraların menüsünde, "Haşhal Bulgur (Buğday Haşhaş ve Kenevir kullanılır)" ifadesi dikkat çekiyor. Bu bilgi, Konya mutfak kültüründe buğday ve haşhaşın birlikte işlendiğinin ve tüketildiğinin somut bir göstergesi. Sofrada ayrıca "Ütme (Yeni olgunlaşmış Buğdaydan yapılır)" ve "Kavurga (Buğdaydan yapılır)" gibi buğay temelli ürünler de yer alıyor. "Ovakavaa'nın sade yağı" ifadesi ise yöresel yağ kullanımına işaret ederek geleneğin diğer unsurlarını tamamlıyor.


Kültürel Mirasın Geleceğe Taşınması
Selçuklu değirmenlerinde canlanan buğday geleneği, sadece bir gıda işleme yöntemi değil, aynı zamanda bin yıllık bir kültürel mirasın taşıyıcısı. Konya Ovası'nın tahıl ambarı olması ve bölgede Neolitik döneme kadar uzanan tarımsal geçmiş, bu geleneğin köklerinin ne kadar derinlere indiğini gösteriyor. Geleneksel taş değirmenler, buğday, haşhaş ve yöresel yağların kullanıldığı "Yat Geber" sofraları, Konya'nın zengin mutfak kültürünün yaşayan birer parçası olarak varlığını sürdürüyor.