Gözden kaçırmayın

Minik Öğrencilerden Yaratıcı Okuma Projesi: Kitaplarını Resimlere DönüştürdülerMinik Öğrencilerden Yaratıcı Okuma Projesi: Kitaplarını Resimlere Dönüştürdüler

Mardin, binlerce yıllık geçmişiyle sadece bir açık hava müzesi değil, aynı zamanda kadim lezzetlerin harmanlandığı bir gastronomi haritası sunuyor. Bu haritanın en dikkat çekici rotalarını, Süryani şaraplarının binlerce yıllık serüveni ve Dicle Nehri'nin iki yakasında gelişen Antepfıstığı mutfağı oluşturuyor.


Kadim Bir İçecek: Süryani Şarapları


Mardin ve özellikle Midyat çevresindeki "Turabdin" bölgesi, kökenleri Mezopotamya'da MÖ 6000'lere kadar uzanan bir bağcılık geleneğine ev sahipliği yapıyor. Asur ve Arami kültürlerinin mirasçısı olan Süryaniler, bu kadim geleneği binlerce yıldır sürdürüyor. Şarap, Süryani Hristiyan kültüründe kutsal bir değere sahip; ayinlerde kullanılmasının yanı sıra düğün, nişan ve bayram gibi özel günlerin vazgeçilmezi olarak sosyal hayatın ayrılmaz bir parçası.


Şaraplar, bölgeye özgü Boğazkere, Öküzgözü gibi üzümlerin yanı sıra, Süryani geleneğine has Mazrona, Kerküş ve Bilbaze gibi yerel çeşitlerden üretiliyor. Bölgenin yüksek rakımı, belirgin gece

  • gündüz sıcaklık farkı ve kireçli toprak yapısı, üzümlere yoğun aroma ve dengeli asidite kazandırıyor. Bu da şaraplara dolgun gövde, baharatlı ve meyvemsi notalar katıyor. Üretim, elle toplanan üzümlerin taş mahzenlerdeki kireçtaşı küplerde veya modern tanklarda fermente edilmesi ve genellikle meşe fıçılarda dinlendirilmesi gibi geleneksel ve modern yöntemlerin bir karışımıyla gerçekleşiyor.


  • Dicle'nin Bereketi: Antepfıstığının Lezzet Yolculuğu


    Antepfıstığının anavatanı Orta Doğu ve Orta Asya olarak biliniyor. Türkiye'de en yoğun ve kaliteli üretim Gaziantep ve çevresinde yapılsa da, bu lezzet, Dicle Nehri'nin bereketli sularıyla beslenen geniş Güneydoğu Anadolu mutfak kültürünün ayrılmaz bir parçası haline gelmiş durumda. Hevsel Bahçeleri gibi Dicle kıyısındaki tarım alanları, yöre mutfağı için önemli bir kaynak oluşturuyor.


    Antepfıstığı, Mardin'in kendine has mutfağına hem tatlı hem de tuzlu yemeklerde önemli bir katkı sunuyor. Antepfıstıklı baklava, coğrafi işaretli Gaziantep baklavasının yanı sıra Mardin'de de sunulan ortak bir lezzet hazinesi. Katmer, şöbiyet, fıstıklı sarma ve kahive gibi geleneksel tatlılarda da başrol oynuyor. Tuzlu yemeklerde ise iç pilavlara, kaburga dolması gibi etli yemeklerin iç harcına kavrulmu fıstık eklenerek lezzet ve tekstür zenginleştiriliyor. "Fıstıklı kebap" gibi yöresel tariflerde etle birlikte pişiriliyor, hatta Mardin mutfağının vazgeçilmezi olan irok (içli köfte) gibi yemeklerin iç harcında da kullanılabiliyor.


    İki Geleneğin Kesişimi: Bir Lezzet Labirenti


    Mardin mutfağı, kaburga dolması, irok, sembusek, soğan kebabı gibi et ağırlıklı, baharatlı ve zengin yöresel yemeklerle bir labirentin temelini oluşturuyor. Bu temel mutfak, bir yandan Süryani şarapları gibi kadim bir içecek geleneğiyle yatay olarak kesişirken (yemek

  • şarap uyumu), diğer yandan Antepfıstığının tatlı ve tuzlu tariflerdeki varlığıyla dikey olarak katmanlanıyor. Örneğin, bir akşam yemeğinde içinde fıstık bulunabilen kaburga dolması ile bir kadeh Süryani Boğazkere şarabı içmek, bu lezzet labirentinde yapılan tipik bir yolculuk olarak öne çıkıyor. Sonuç olarak, Mardin'deki Süryani şarapları ve Dicle havzasının Antepfıstığı mutfağı, birbirinden beslenen, binlerce yıllık tarihi olan ve bölgenin kültürel mozaiğini yansıtan iki önemli gastronomik hazine konumunda.