Savaşın Mutfağa Vurduğu Darbe: Qatayef ve Balığın Hikayesi
Yemen'in başkenti Sanaa'nın tarihi çarşılarında, geçmişin Ramazan gecelerini şenlendiren tatlı, baharatlı bir koku artık yok. Qatayef – ceviz veya peynirle doldurulup kızartılan o geleneksel hamur işi – giderek nadir bir lezzete dönüşüyor. 2026 yılı itibarıyla, bu kayboluş sadece bir yiyeceğin yok oluşu değil; 2015'ten beri süren iç savaşın, bir ulusun kültürel hafızasına ve günlük ekonomisine nasıl nüfuz ettiğinin somut bir göstergesi. Savaş cephelerinden çok uzakta, mutfak tezgahlarında ve balıkçı teknelerinde yaşanan bu mücadele, Yemen'in gerçek koku haritasını çiziyor.
Bir Lezzetin Yok Oluşu: Qatayef Neden Kayboluyor?
Qatayef, özellikle Ramazan aylarında Sanaa'daki evlerin çatı katlarında ve küçük atölyelerde üretilen bir kültür mirasıydı. Ancak bugün, bu geleneksel üretim zinciri kırılma noktasında. Bunun ardında üç temel sebep yatıyor: ham madde krizi, ekonomik çöküş ve sosyal dokunun parçalanması.
TDV İslam Ansiklopedisi'nin işaret ettiği gibi, Sanaa bölgesi tarihsel olarak su kıtlığı yaşayan bir coğrafya. Savaşla birlikte altyapının zarar görmesi, temiz suya ve sulama sistemlerine erişimi daha da zorlaştırdı. Bu, qatayefin temel malzemelerinden olan buğdayın yetiştirilmesini doğrudan etkiliyor. Ayrıca, uluslararası verilere göre Yemen nüfusunun %85'inden fazlası insani yardıma muhtaç durumda. Bu koşullar altında, un, şeker ve yağ gibi temel gıdalar lüks haline gelmiş durumda. Geleneksel bir qatayef ustasının, bu malzemeleri bulup satın alabilmesi neredeyse imkansız.
Araştırmalar, Sanaa vilayetindeki geleneksel gıda üretim alanlarının – Beni Matar, Haraz ve Al-Hayma Al-Dakhiliya gibi bölgeler – savaş öncesi canlılığını kaybettiğini gösteriyor. Sanaa vilayetinde yapılan saha çalışmalarında, 377 kahve üreticisiyle yapılan yüz yüze görüşmelerde ortaya çıkan zorluklar, qatayef gibi diğer geleneksel ürün üreticileri için de geçerli: ulaşım güvenliği, piyasa erişimi ve finansal destek eksikliği. Balık eti, özellikle kıyı bölgelerinde yaygın olarak tüketiliyordu; ancak bu kaynağa erişim de ciddi şekilde daraldı.
Kızıl Deniz'deki Sessiz Çöküş: Balıkçılığın Ekonomik Omurgası Kırılıyor
Diğer yanda, Yemen'in batı kıyılarını çevreleyen Kızıl Deniz, ülkenin geleneksel protein ve geçim kaynağıydı. Tihâme bölgesi sahili boyunca balıkçılık, yüzyıllardır süren bir yaşam biçimiydi. Ancak savaş, bu mavi ekonomiyi de vurdu.
En kritik darbe, Hudeyde Limanı'na indi. Ülkenin en büyük balıkçı limanı ve aynı zamanda hayati insani yardımların giriş kapısı olan Hudeyde, çatışmaların odağı haline geldi. Liman faaliyetlerindeki kesintiler ve güvenlik endişeleri, balıkçı teknelerinin denize açılmasını büyük ölçüde kısıtladı. Daha da ötesi, Husiler (Ansarullah) ile koalisyon güçleri arasındaki gerilimlerin Kızıl Deniz'e sıçraması, balıkçılık alanlarını fiilen bir çatışma bölgesine dönüştürdü. Balıkçılar, yanlış hedef olma korkusuyla açılamaz oldu.
Savaş öncesi dönemle kıyaslandığında, balıkçılık sektöründeki üretim ve istihdamda çarpıcı bir düşüş yaşandı. Hudeyde limanı, savaş nedeniyle işlevsiz hale gelirken, Kızıl Deniz balıkçılarının geleneksel yöntemleri – özellikle Sokotra balığı avcılığı gibi – ya modern teknolojiye dönüşmek zorunda kaldı ya da tamamen durdu. Bu, sadece Sanaa pazarlarındaki balık tezgahlarının boş kalması anlamına gelmiyor. Aynı zamanda, on binlerce ailenin geçim kaynağının yok olması demek. Kızıl Deniz'den gelen taze balık, artık Sanaa'daki birçok aile için ulaşılmaz bir protein kaynağı.
Kültürel Hafızanın Son Nefesi ve Geleceğe Dair
Qatayef ve taze balık, Yemen mutfağının sadece besin kaynakları değil, aynı zamanda sosyal dokusunun da birer parçasıydı. Ramazan sofralarını, bayram kutlamalarını ve günlük yaşamın ritüellerini şekillendiriyorlardı. Bu lezzetlerin kaybı, nesiller arası kültürel aktarımın kopması tehlikesini de beraberinde getiriyor. Genç nesiller, bu geleneksel tatları hiç deneyimlemeden büyüyebilir.
Çözüm önerileri, acil insani yardımın ötesine geçmek zorunda. UNICEF ve FAO gibi kuruluşların yürüttüğü programlar, sadece gıda paketi dağıtmak yerine, geleneksel gıda üretim zincirlerini canlandırmaya odaklanmalı. Yerel qatayef üreticilerine ham madde desteği, balıkçı kooperatiflerine güvenli çalışma alanları sağlanması ve kültürel mirasın kayıt altına alınması, Yemen'in savaş sonrası toparlanma sürecinde kimliğini koruyabilmesi için hayati önem taşıyor.
Sanaa'nın çarşıları sessiz. Ama bu sessizlik, bir yok oluşun değil, derin bir direnişin ve uluslararası toplumun dikkatine sunulan bir çağrının da sesi olabilir. Unutulmaya yüz tutan her bir koku, aslında korunmayı bekleyen bir hikayenin kokusu.






Yorumlar
Yorum Yap