Gözden kaçırmayın

Antalya'da Ailece Unutulmaz Bir Tatil: Eğlence ve Huzur Bir AradaAntalya'da Ailece Unutulmaz Bir Tatil: Eğlence ve Huzur Bir Arada

Fatih'in tarihi semti Karagümrük, Osmanlı'dan günümüze uzanan dokusuyla İstanbul'un en köklü yerleşim yerlerinden biri olarak biliniyor. Semtin adı, İstanbul'un fethi sırasında Fatih Sultan Mehmet'in şehre girdiği Edirnekapı yakınlarında kurulan şehir gümrüğünden (Kara Gümrük) geliyor. 1950'lere kadar Balkan göçmenlerinin ve başarılı spor kulüplerinin merkezi olan semt, bir dönem İstanbul Türkçesinin en seçkin aksanının konuşulduğu bir bölgeydi.


Canfeda Hatun'un İzleri
Semtin kültürel dokusunda önemli bir yeri olan Canfeda Hatun, III. Murad döneminde (1574

  • 1595) Harem Kethüdası (Kahya Kadın) olarak görev yapmış, Nurbanu Valide Sultan'ın güvendiği bir isimdi. Servetini hayır işlerine vakfeden Canfeda Hatun, 1584 yılında Karagümrük'te harap durumdaki bir mescidin yerine Canfeda Hatun Camii'ni inşa ettirdi. Cami, "Kahya Kadın Camii" olarak da anılıyor ve Nureddin Cerrahi Tekkesi'ne bitişik durumda bulunuyor. Ayrıca caminin yanında bir sıbyan mektebi (ilkokul) da yaptırdığı biliniyor.


Bir Kıraathane Hayali ve Tarihi Bağlam
Analiz edilen metinde bahsi geçen "Canfeda Kıraathanesi", somut bir kayıt olmasa da, tarihsel bir kişilik olan Canfeda Hatun'un semtte bıraktığı kültürel mirasa bir saygı duruşu olarak yorumlanıyor. Osmanlı döneminde 16. yüzyıldan itibaren kahvehaneler, sadece kahve içilen mekanlar olmanın ötesinde, sanat, edebiyat, siyaset ve gündelik meselelerin konuşulduğu sosyalleşme alanlarıydı. 19. yüzyılda gazete ve dergilerin yaygınlaşmasıyla, okuma faaliyetlerinin ön plana çıktığı bu mekanlar "kıraathane" (okuma evi) olarak anılmaya başlandı. Karagümrük'te tarihte "Uzun Ahmet Kahvesi" gibi tulumbacı kahvehanelerinin bulunması, semtin bu geleneğe ev sahipliği yaptığını gösteriyor.


Öğle Sohbetinin Ritüeli
"Öğle Sohbeti" ifadesi, gün ortasında işlerin durduğu, insanların bir araya gelerek dinlendiği ve fikir alışverişinde bulunduğu bir ritüele işaret ediyor. "Arka Bahçeler" metaforu ise ana caddelerin gürültüsünden uzak, daha mahrem ve samimi, yerel bilginin döndüğü köşeleri anlatıyor. Bu bağlamda, hayali Canfeda Kıraathanesi, cami ve tekke çevresindeki dini ve entelektüel atmosferin bir uzantısı niteliğinde düşünülebilir.